Güneş, omzumda sönmüş bir mühür gibi,
Her sokak bir damar,
kanı çekilmiş bir şehir gibi duruyor.
Bir pencere aralığından dışarı sızıyor rüzgâr,
biri "gelme" diyor,
biri "kal."
Ne fark eder?
İkisinde de susmak var.
Kameram bir göz,
ben bir kalp,
kupkuru kursağımızla yürüdük.