Liberal Düşünce Üç Aylık Dergi Sayı:85 Kış 2017
Liberal Düşünce Üç Aylık Dergi Sayı:85 Kış 2017
    • Basım Yılı
    • Baskı
      1
    • Sayfa Sayısı
      224
    • Kağıt Türü
      Kitap Kağıdı
    • Ebat
      16 x 23
    • Dil
      Türkçe
    • Cilt Durumu
      Karton Kapak
    21,25 TL
    ÜRÜN SATIŞ DIŞI
    Güvenlik Bürokrasisinin Demokratik Denetimi

    Türkiye'de Ordunun Demokratik Kontrolü: Askeri Seçkinlerin Atanma Usulleri Üzerine Bir İnceleme
    Ahmet Barbak

    15 Temmuz Sonrası Askeri Eğitimin Demokratikleştirilmesi:Fırsatlar, Riskler ve Yol Haritası
    Ömer Aslan

    Türkiye'de Savunma Reformuna İhtiyaç Duyulmasının Sebepleri
    Sertaç Canalp Korkmaz

    Emniyet Teşkilatındaki Demokratik Dönüşüm: Polis Akademisi Örneği
    Yılmaz Çolak

    Güvenlik Bürokrasisi ve Partizanlaşma Sorunu:1970'li Yıllarda Türk Polis Teşkilatı
    Seda Öz Yıldız

    Askeriyenin Sivil Kontrolü Üzerine Bir Deneme
    Richard H. Kohn

    Kitap Değerlendirmesi:
    Demokratikleşme Sürecinde Ordu, Narcis Serra
    Ömer Aslan

    Anayasa Değişiklik Teklifine Kısa Bir Bakış
    Atilla Yayla

    Anayasa Değişiklik Teklifi Üzerine
    Tanel Demirel

    Yeni Anayasa Değişikliği ile Getirilmek İstenen Türkiye'ye Özgü Başkanlık
    Sistemi: Korkular, Algılar, Beklentiler
    Adnan Küçük

    Türk Pozitif Hukukunda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Bağlamında
    Bir Koruma Tedbiri Olarak Yakalama Usulü
    Adil Şahin - Betül Kalyoncu



    Editörden

    Referandumda liberaller ne yapacak?

    Türkiye yeniden önemli bir yol ayrımında. Yaklaşık iki ay sonra "cumhurbaşkanlığı sistemi" olarak isimlendirilen başkanlık hükümet istemine ilişkin öneri oylanacak. Böyle kritik zamanlarda sürekli başlatılan bir tartışma yine gündemde: Liberaller ne yapacak? Evet mi yoksa hayır mı diyecek?
    Son 15 yıl boyunca sorulan birbiriyle bağlantılı iki anlamsız sorudan biri bu. Diğeri de her yıl bir defa tekrarlanan "Ak Parti ile liberallerin ittifakı sona erdi mi?" tartışması.
    Aslında her iki soruya kişisel olarak son 15 yıl boyunca verdiğim cevabı tekrarlayayım: "Liberaller"in sürüler halinde yaşadığı bir belgeselde değiliz. Homojen bir liberaller ve tekil bir liberal görüş olmaz bu konularda. Bir liberal böyle bir durumda şunu yapmalı denebilir tabiî. Ya da bir liberal olarak nasıl evet veya hayır dersin diyenler de olabilir. Ama ideolojik tutarlılık kaygısı olan iki liberal farklı liberal ilkelerden, hatta bazen aynı liberal ilkeden hareketle tamamen farklı tutum alabilir. Bu anlamda garip olan, liberallerin bu konularda tek sesli olmamaları değil, olmaları aslında. Aşırı politize olanlarla, liberalizmi ve medeni bir tartışmayı belirli bir siyasî, ideolojik veya cemaatsel bağlılığın önüne geçiremeyenlerin yapamadığı bu.
    Liberal Düşünce Topluluğu, Türkiye'de bu konuda da farklı veya karşıt tezlerin bir arada varolduğu, medenî bir şekilde tartışıldığı ender platformlardan biri.
    Tarihî bir karar anında elinizdeki sayı da bu konuda homojen bir fikrimizin olmadığını gösteriyor ve açıkçası ben bundan hiç mi hiç şikâyetçi değilim.
    İzleyen sayfalarda Adnan Küçük farklı ülkelerdeki hükümet sistemi uygulamaları ile değişiklik teklifini karşılaştırarak Türkiye'nin özel siyasî ve hukukî şartlarında neden "evet" demek gerektiğini anlatıyor. Sonra Atilla Yayla, "bu değişiklik ne hükümet sistemi tartışmalarını ortadan kaldıracak ne de Türkiye'nin yeni bir anayasa ihtiyacını" diyor. Tanel Demirel de teklifin sorunlu yanlarını vurgularken neden hayır demek gerektiğini anlatıyor. Liberaller arasında oylamaya katılmama tercihini ifade edenler de var. Sadece resmî görüş yok ve eksikliğini de hissetmiyoruz.
    Elbette tek gündemimiz referandum değil. Esasen derginin bu sayısının ana dosyası güvenlik bürokrasisinin demokratik denetimi üzerine yazılardan oluşuyor. İster başkanlık sistemi olsun ister başkası, sivil asker ilişkileri ve ordunun demokratik reformuna ilişkin sorunumuz aciliyetini koruyor. 15 Temmuz, bu reform gerçekleşmedikçe güvende olmayacağımızı, yarın yine Kemalist, Gülenist veya başka türden bir militarist saldırıya açık olduğumuzu fazlasıyla gösterdi. Bu yüzden de konuyu gündemde tutmaya devam ediyoruz. 
    Bu konuyla ilgili olarak elinizdeki sayıda önemli çalışmalar var. Kapsamlı, iyi hesaplanmış ve İspanya'nın "Moncloa Paktı" örneğinde geniş bir siyasî mutabakata dayalı olmayan bir reform için hazırlıklı bir irade söz konusu değilse, o reformun başarısız olacağını savunuyor Narcis Serra. Demokratikleşme Sürecinde Ordu isimli önemli kitabını değerlendiren Ömer Aslan "Eğer onu yönlendirecek, yönetecek ve hepsinin ötesinde uygulanmasını garanti edecek araçlar yoksa bir reform, ilan edilmek bir yana, hiç başlamamalıdır" uyarısını kaydediyor.
    Bu reform kapsamında başka bir önemli mesele de Ahmet Barbak'ın makalesinde ele alınıyor. Barbak merceği üst düzey askerî kademelerin atanma biçimine çeviriyor ve yönetim kademesi yükseldikçe sivillerin atamalarda doğrudan ya da daha çok belirleyici olması şeklindeki uygulamadan söz ediyor.
    Askerî okulların eğitim müfredatı da bu kapsamda önemli bir sorun. Ömer Aslan da bunu vurguluyor, ama konunun henüz yeterince tartışılıp tam olarak netleştirilmediğini ve reformun taşıyıcısı olacak insan sermayesinin, yani sivil uzmanlığın da yetersizliğine dikkat çekiyor.
    Seda Öz Yıldız 1980 öncesindeki koalisyon dönemlerinde yaşanan gerginliklerin polis teşkilatının partizanlaşması şeklinde yansımasını ve bunun yol açtığı verimsizlik ve iç çatışmaları ele alıyor.
    Ve Yılmaz Çolak, emniyet teşkilatındaki partizanlık, gruplaşma ve taassuba karşı, başkanı bulunduğu Polis Akademisinde eğitimin sivil, demokratik ve çoğulcu karakterine dikkat edilerek yapılan dönüşümü anlatıyor.
    Sertaç Canalp Korkmaz bir savunma reformunun kapsamını çizerek Osmanlı'dan bugüne bir perspektifle Türkiye'nin demokratik siyasetini güçlendirecek insan haklarının korunduğu bir sistemde hangi strateji ve önceliklerle reformun yapılması gerektiğine işaret ediyor.
    Dosyada son olarak Richard Kohn "Askeriyenin Sivil Kontrolü" başlıklı yazısında, sivil toplum, medya ve seçkinler tarafından sivillerin ve seçilmişlerin askerî bürokrasiye üstünlüğünün kabul edildiği bir kültürün ve ona uygun sivil geleneklerin yerleşmesinin yazılı hukukun ötesinde bir önem taşıdığına işaret ediyor.
    Dosya konuları dışında Adil Şahin ve Betül Kalyoncu ise yazılarında Türk pozitif hukukundaki mevzuat ve içtihatler ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde yakalama ve tutuklama usullerini inceliyor.
    İyi okumalar

    Bekir Berat Özipek
    Editör
    Ürün Kategorileri
    YORUM YAPIN
    Yorum Başlığı:
    Yorumunuz*:
     
    Bu ürünle ilgili bize iletmek istediğiniz her hangi bir hata mevcut ise aşağıdaki formdan gönderebilirsiniz.
    Bildirdiğiniz hata tarafımızdan düzeltilince e-posta ile bilgilendirileceksiniz.
    Hata Detayı
    FIRSATLAR
    © 2026 KitapStore.com - Tüm Hakları Saklıdır