Yeniden kukla olmak istediğini kabullenmiş,
sonu başı kararsız devinimler sahnenin ortasına
doğru itelerdi onu, takma gözlerinde kimine
göre ölüm, kimine göre deşilmiş ruh, zamanı hiçe
saymanın bedelini canlandırsın diye.
Gördüklerinin, duyduklarının görülmekle,
duyulmakla yetindiği bir yaşamasızlığa kıstırırdı
kendini. İpleri el ayak çektikten sonra uzak
perdelerin ardını sökmeye çalışır, yine de
bulamazdı yazamadıklarını yazmanın yolunu.