Rüzgâr gibi koşturdum
kötülüğün üstünde
su altında bile sığdı çoğu kalp
sürekli kıvrılan kâğıdı açmaya çalışırken
sararan yılların tabutunu kendim taşıdım
içine koydum uğultulu nesnelerimi de
süsledim terimle, denize verdim
şimdi serseri bir rüya gibi dolaşıyorum
derin bir uyku arayarak
ağaçların daldan dala fısıldadıkları
bir şarkı kaldı ormanımdan
ne güzel bir hastalıkmış unutmak
ve boşluğa çentik atmak desem de
renk öldüren bir kış altında bile
ölmüyor ayrık otları.