Gördüğümüz her şey üç boyutludur:
En, boy ve derinlik.
Bir tabak sadece genişliğiyle değil,
derinliğiyle de işlev kazanır.
Bir bina sadece yüksekliğiyle değil,
katmanlarıyla tanımlanır.
Bir ağaç, gövdesiyle değil,
kökleriyle yaşar.
Ve insan...
sadece bedeniyle değil,
derinliğiyle var olur.
Derinlik;
varlığın üçüncü boyutudur.
Eğer derinlik yoksa,
gördüğün şey sadece bir yüzeydir.
Ve yüzeyde kalan her şey,
zamana karşı savunmasızdır.
İşte tam burada
ruhsal uyanış devreye girer.
İnsan da
derinliğini fark ettiğinde
boyut kazanır.
Kendine dışarıdan değil,
içeriden bakabildiğinde
kendilik bilinci başlar.
Sadece yaşamakla değil,
fark etmekle başlar gerçek varoluş.
İki boyutlu bir resim gibi yaşarsan,
başkalarının gözünden şekillenir hâlin.
Ama içine baktığında...
görünmeyen o üçüncü katmana indiğinde...
işte orada hakikat başlar.
Derinlik sadece teknik bir ölçü değil,
farkındalıkla kazanılan bir varlık hâlidir.
Görmek kolaydır.
Bakmak da...
Ama görünmeyeni duymak,
ancak derine inersen mümkündür.
Şimdi sor kendine;
"Sen kendi hayatına sadece bakıyor musun,
yoksa içine doğru derinleşiyor musun?"
Çağrıyı aldın, rotanı belirlemeye hazır mısın?