Çaresizlikten ağlamak... İnsana en çok koyan da bu olsa gerek..!
Daha şafak sökmeden uykulu gözlerle yollara düşerek, sabahın ilk ışıklarını hastane kapısında karşılayanlar...
Solgun benizler, umutsuz bakışlarla ölümle yaşam arasında gidip gelen ama ölümü asla kabullenmeyerek yaşama dört elle sarılanlar...
Akıbetlerini bile bile, bir gün daha fazla yaşamak için o panzehiri şifa olsun diye vücuduna enjekte etmekten çekinmeyen biçare gönüllüler...
Bir de buzdağının görünmeyen kısmında onların aileleri de vardır. Bu süreçte onların da çektikleri acılar, üzüntüler, sıkıntılar hastalardan geri kalır tarafları yoktur. Belki çilelerin en katmerlisi onlar çekmektedirler.
Bu hastalığın pençesine düşen ister çocuk olsun, ister eş, kardeş, anne baba olsun, "ateş" ailenin tam da ortasına düşmektedir...