Hayat bazen taşıyamayacağımız kadar ağır, karmaşık ve gürültülü, bazen de bir tüy kadar hafif, sakin ve sessizdir; kimi zaman içimizi acıtır, kimi zaman da bizi derin bir anlamın kıyısına götürür. İnsan, tüm bu karmaşanın içinde yaşadığı dünyada kendine korunaklı bir yer arar durur. Bu arayış aslında belki de insanın kendi kendini inşa etme sürecidir.
Prof. Dr. Serhat Çıtak, yıllardır sürdürdüğü mesleki çalışmaları ışığında psikodinamik ve varoluşçu bakışını, edebiyatın, felsefenin ve sanatın incelikleriyle birleştirerek bizi kendi iç evrenimize doğru bir yolculuğa davet ediyor. Varolma Kılavuzu, modern dünyanın hızına sıkışmış ruhlara bir soluk, bir durup düşünme alanı açıyor.
Bu kitap, "Dünya gerçekten de yalan mı?" sorusundan başlayıp; aşkın kırılganlığına, ayrılığın açtığı yaralara, merhametin iyileştirici gücüne, zamanın akışında kaybolan seslere, özgürlüğün labirentlerine, geçmişin hayaletlerine ve insan olmanın dayanılmaz ağırlığına kadar uzanan bir düşünce atlası. Serhat Çıtak, Varolma Kılavuzu'nda, kimi zaman bir filozofun ışığıyla, kimi zaman bir şairin iç sesiyle, kimi zaman da hastalarının hikâyelerinden süzülmüş bir merhametle konuşuyor bizimle.
Her metin, okuru kendi iç sesine yaklaştıran bir eşik gibi... Zira bu kitap, sadece bir psikiyatristin düşünsel birikimini değil; bir insanın acılarıyla, sevinçleriyle, kayıplarıyla, umutlarıyla yoğrulmuş içsel yolculuğunu da taşıyor. Ölüm korkusundan, özgürlüğün sorumluluğuna, kaderle satranç oynamaktan, anın ahengine bırakmaya kadar uzanan bu yol, nihayetinde insanın hem kırılgan hem dirençli yanına ayna tutuyor.
Varolma Kılavuzu, okura hazır cevaplar sunmuyor; aksine, her satırda onu, kendi sorusuna doğru bir adım atmaya teşvik ediyor. Bazen bir şarkının hüzünlü tınısında, bazen bir kelebeğin rüyasında, bazen de bir insanın gözyaşında saklı olan anlamı usulca işaret ediyor.
Belki de hepimizin ihtiyacı olan şey, biraz yavaşlamak, biraz dinlemek ve kendi içimizde bir iz bulmak... Bu kitap, işte tam da bunun için yazıldı: içimizdeki seslere kulak vermeye, kendi hakikatimize yaklaşmaya bir davet olarak...
Füsun Menşure