Bazen karanlıktan aydınlığa giden yolda, insan ilkin kendi gölgesinin içinden geçmek zorunda kalır.
Marsilya için bu yol, kanla çizilmiş bir kaderden başka bir şey değildi.
İhanetin izi sokak lambalarına bile sinmişken, adalet artık mahkeme salonlarında değil; gecenin sessizliğini yaran tek bir kurşunda aranıyordu.
Şehir konuşuyor, isimler fısıldanıyor, herkes aynı soruyu tekrar ediyordu:
"Bir insanı intikama bu kadar yaklaştıran şey ne olabilir?"
Dostluğun ihanetle, sevginin acıyla sınandığı bu hikâyede masumiyet çoktan toprağa karışmıştı.
İntiKAN
Çünkü bazı hesaplar mahkemelerde görülmez; kalpte açılan yaralarda görülür.
Ve bazı insanlar karanlıktan çıkmak için önce karanlığın kendisi olmayı seçer.
Adalet kanla yazılırsa hâlâ adalet midir?