Bu kitapta bir araya gelen öyküler, "şizofreni" kelimesinin ardına saklanmış hayatlara, sessizce açılmış küçük pencereler gibidir. Kimi zaman bir hastane koridorunda çatallanan ayak seslerini, kimi zaman pencereden gelen "haber bülteni"ni, kimi zaman da zihnin içinde dolaşıp durduğu odaları anlatır. Her karakter, tanı konmuş bir "vaka" değil; korkuları, umutları, kırgınlıkları ve ince bir yaşam sevinci olan bir insandır.
Bu sayfalarda sesler duyulur, zaman kayar, camlarda yüzler çoğalır; ama bütün bunların arasında hep küçük bir ışık da dolaşır: Anlaşılma isteği. Bir bakışın yargıdan çok merhamet taşıdığı, bir cümlenin damga değil, köprü olduğu anlar... Öyküler, ne hastalığı romantikleştirmeyi ne de karanlığa gömmeyi amaçlar; sadece, çoğu zaman duymadığımız iç seslere kulak vermeye çağırıyor.