Bir zamanlar aile denince akla aynı sofranın etra-fında toplanan insanlar, aynı odada yankılanan kah-kahalar, birlikte yapılan yürüyüşler, oyunlar, sohbet-ler gelirdi. Bugün de yine aile denince aslında özde aynı şeyleri arıyoruz; fakat bu kez sofranın, salonun, hatta yatak odasının ortasında görünmeyen bir misa-fir daha var: Ekran.
Telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, akıllı televiz-yonlar... Artık evlerimizin başköşesinde sadece duvar saati durmuyor; sürekli yanıp sönen bildirim ışıkları, sesli uyarılar, renkli ikonlar da var. Bazen bir haberi, bir mesajı, bir fotoğrafı saniyeler içinde dünyanın öbür ucuna ulaştıran bu teknoloji; kimi zaman da yan oda-daki insanla aramıza görünmez mesafeler koyabiliyor. "DİJİTAL AİLE" elinizdeyken belki siz de kendi evinizi düşünüyorsunuz: Akşam yemeğinde herke-sin elinde ayrı bir ekran mı var? Aynı salonda, farklı odalardaymış gibi yaşayan bir hâl mi oluştu? Çocu-ğunuzun yüzünü mü daha çok hatırlıyorsunuz, yoksa profil fotoğrafını mı? Ebeveyn olarak siz de bazen "Ben de bırakamıyorum ki, çocuğuma ne diyeyim?"
diye iç geçiriyor musunuz?