Mutlak Hakikat'i sınırlı idrakimizle nasıl tasavvur ederiz? Tefsir tarihi, yalnızca ayetlerin yorumlanma biçimlerini değil, Müslüman zihninin yüzyıllar boyunca geçirdiği derin dönüşümü de gözler önüne seren bir düşünce tarihidir. İlahi hitabın muhatabı olan insan, özellikle Allah'ın zatı ve sıfatları söz konusu olduğunda, sınırsız olanı sınırlı kavramlarla ifade etmenin kaçınılmaz gerilimiyle yüzleşmiştir. Bu eser, İslâm düşüncesinin en çetin meselelerinden biri olan teşbih ve tenzih ekseninde, erken dönemlerin "keyfiyetsiz teslimiyeti"nden kelâm çağının akılcı yorum arayışlarına uzanan zihniyet değişimini ele almaktadır. Allah'ın sıfatları, haberî ifadeler ve ru'yetullah gibi tartışmalı konular, yalnızca kelâmî problemler olarak değil, inanç ile yorum arasındaki ilişkinin belirleyici unsurları olarak incelenmektedir. Selef'in lafız merkezli yaklaşımı ile Halef'in te'vilci tutumu arasındaki bu büyük düşünsel karşılaşma, tefsir tarihinin aynı zamanda bir "tasavvurlar tarihi" olduğunu göstermektedir.