"Bazı şeyler sadece kendi parçasıyla bütünleşir. Arabesk, her şeyden önce parçalanıştır. İçinde yitirilişin de olduğu kayboluşun, çığlığın ve yalnızlığın topyekûn parçalanışıdır. Arabesk, bir yandan siyahın en koyu tonunu içinde barındıranların diğer yandan ise rengârenk bir ışıltıdan yansıyanların toplandığı bir 'tavır'dır. Çünkü Doğu, aslında bir karmaşanın coğrafyasıdır. Karmaşa ve coşkunun. Arabesk, her ne kadar anlatı olarak çok 'karamsar' sözler barındırsa da toplumdaki ve dinleyici kitlesindeki karşılığı bir o kadar coşkuludur, renklidir. Arabesk, bir karşı duruş ile öz olanı aynı anda savunma biçimidir. "
"Şiirin secdeden başını kaldıramadığı yerde, şair kalemini denize bırakırken müzik; o ıslanan kalemi denizden çıkarıp şairin düşlerine çentik atmaya başlar. Müzik, şairin de kendisini dinlediği bir titremedir."