Bir deniz düşün.
Ne haritada yeri var,
ne de kıyısına güvenen bir yolcu.
Beyaz bir yelkenli,
dalgaların öfkesine karşı yol alıyor.
Bir kaptan... rotayı bildiğini sanıyor.
Bir miço... korkuyu ilk kez öğreniyor.
Bir kadın... denizin sesini herkesten önce duyuyor.
Ama asıl fırtına
gökyüzünde değil.
İnsanın içinde kopar.
Bu yolculuk bir denizde geçmiyor sadece.
Zamanın ilerisinde, gerisinde,
eminlik ile belirsizlik arasındaki o ince çizgide ilerliyor.
Kaptan dümeni tutabilir.
Miço yelkeni çekebilir.
Ama kim kaderin rüzgârını kontrol edebilir?
Bazı gemiler limana varmak için yola çıkmaz.
Bazıları... gerçeği öğrenmek için fırtınaya sürülür.
Ve bazı yolculuklar,
dışarıdan bakıldığında bir kaçış gibi görünür...
oysa içeride bir uyanıştır.
Hazır mısın?
Bu deniz, seni de çağırıyor.