İnsan, kendini evrenin ortasında sorularla çevrili bulur: Yalnız mıyız, yoksa çağrılmış mı? Tanrı insanla konuşmuş mudur, yoksa bu yalnızca insanın teselli arayışı mıdır? Bu eser, vahyi bir ihtimal ya da tarihsel bir hadise olarak değil, insanın sorumluluğu ile doğrudan bağlantılı ontolojik bir zorunluluk olarak ele alıyor. Çünkü sorumluluk yüklenen bir varlık, sessizliğe terk edilmiş olamaz.
Alışılmış tartışmaların ötesine geçen bu çalışma, "mümkün" ve "gerekli" kavramlarını aşarak, vahyin neden kaçınılmaz olduğunu sorguluyor. Tanrı'nın insana ve yaratılmış olana karşı sorumluluk içinde hareket ettiği fikrinden yola çıkarak, ilahi iletişimi zorunlu bir gerçeklik olarak temellendiriyor. Okuru ise şu sarsıcı düşünceyle baş başa bırakıyor: Peki, sorumluluk sahibi bir Tanrı, insanı gerçekten sessizlikle baş başa bırakabilir mi?