Avrupa'nın doğuşu sadece Roma'nın çöküşü ya da Germen göçleriyle açıklanabilir mi? Hyun Jin Kim, Hunlar, Roma ve Avrupa'nın Doğuşu adlı bu ezber bozan çalışmasında, tarihin en büyük jeopolitik ihtilallerinden birini Avrasya merkezli bir perspektifle yeniden yorumluyor. Batı merkezli tarihyazımı,
uzun yıllar boyunca Hunları sadece Roma'yı yıkan "ilkel ve vahşi" bir güruh olarak tasvir etmiştir. Ancak bu kitap, Ammianus Marcellinus gibi Greko-Romen kaynakların yarattığı "vahşi göçebe" mitini çökerterek Hunların aslında yüksek düzeyde örgütlenmiş, son derece kompleks bir devlet yapısına ve askerî stratejiye sahip olduklarını kanıtlamaktadır. Kim, Hunların Orta Asya'daki Xiongnu İmparatorluğu ile olan köklü bağlarını, step imparatorluklarının karmaşık yönetim geleneklerini ve bu geleneklerin Avrupa'nın siyasi haritasını nasıl baştan aşağı değiştirdiğini gözler önüne sermektedir.
Hunlar, Roma ve Avrupa'nın Doğuşu, okuru dördüncü ve beşinci asrın çalkantılı dünyasında bir yolculuğa çıkarırken, erken dönem Ortaçağ feodalizminin kökenlerini İç Asya'nın siyasi pratiklerinde arıyor. Attila'nın imparatorluğunun dağılmasından sonra Avrupa'da yükselen Odoacer ve Büyük Theodoric gibi liderlerin Hun mirasıyla olan derin bağlarını, Germen kabilelerinin Hunlar sayesinde nasıl devlet kurma kapasitesine ulaştığını ve modern Avrupa'nın temellerinin nasıl atıldığını ayrıntılı bir tahlille sunuyor.