İnsanlığın en eski izleri, yalnızca taşlara çizilmiş resimlerde ya da toprağın altında kalmış kemiklerde yaşamaz; aynı zamanda hayal gücümüzde de yaşamaya devam eder. Taş devri, ilk bakışta sert kayalar, vahşi doğa, uzun kışlar ve ilkel yaşam mücadeleleriyle anılsa da, o çağın insanları da tıpkı bugün olduğu gibi korkmuş, sevinmiş, merak etmiş, umut etmiş ve birbirlerine tutunmuştur.
Bu kitapta yer alan masallar, bizi ateşin yeni keşfedildiği, mağaraların yuva olduğu, gökyüzünün sırlarla dolu görüldüğü çok eski zamanlara götürüyor. Her masalda, taş devrinin sert dünyası içinde filizlenen dostlukları, cesareti, merakı, sevgiyi ve hayatta kalma mücadelesini bulacaksınız. Buradaki kahramanlar yalnızca avcılar ya da mağara insanları değildir; onlar aynı zamanda hayal kuran, korkularıyla yüzleşen ve bilinmeyeni anlamaya çalışan ilk anlatı kahramanlarıdır.