Sisyan...
Bir sis perdesinin ardında saklanan, adı konulamayan bir isyanın yankısıdır.
Bu kitapta, kelimeler yalnızca okunmaz; buğulanır, silinir, yeniden doğar. Her dize, içimize çöken bir sessizliğin, konuşamadıkça büyüyen bir yangının izini sürer. Görünmeyeni anlatmanın, dokunulamayanı hissettirmenin çabasıdır bu.
Suna Türkmen Güngör, Sisyan'da acıyı bir omurga gibi dikleştirirken; aşkı, hatırayı ve kaybı sisin içinde eriyen birer surete dönüştürüyor. Okur, bu sayfalarda belki de ilk kez kendi sesini duyacak.
Çünkü bazı duygular,
adı anıldığında eksilir;
sustuğunda büyür.
Sisin içinde isyan (Sisyan), işte tam orada başlar...