Enes sanki fotoselli lambalarla donatılmış labirent şeklinde bir sahnede yürüyordu. Adımını attıkça farklı bir lamba yanıyor, yanan her lamba farklı bir sahneyi aydınlatıyordu. Her sahnede farklı insanlar, farklı hikâyeler vardı. Bir sahnede Ali Asaf ve Muhsin, başka bir sahnede hırpani, en son sahnede ise polisler ve kaçan şahıs karşısına çıkmıştı. Dışarıdaki hayat Enes'in beklediği gibi çıkmamıştı. Ruhunu hayal kırıklığı, şaşkınlık ve tedirginlik sarmıştı. Hayır! Pişman değildi, korkmuyordu da. Kaderini yenecekti. Hayat denen bu tiyatroda kendi seçmediği rolü oynamayacaktı. Senaryoyu kendisi yazacaktı.