Bu kitap; büyük cümlelerin değil, küçük anların kitabı.
Bir çocuğun yırtık çorabından utanışının, bir annenin ilk kez uçağa binerken gözlerinde biriken heyecanın, bir vedanın içte bıraktığı sızının, bir öğretmenin bir çocuğun kalbine dokunduğunu fark ettiği o sessiz anın kitabı...
Bu sayfalarda kusursuz bir hayat yok.
Köyden çıkan bir çocuğun yol boyunca taşıdığı kırgınlıklar, travmalar, hayaller ve vazgeçmemek için verilen iç mücadeleler var.
Ötekileştirilmenin ne kadar derin yaralar açabileceği, sevmenin bazen sadece dinlemekle mümkün olduğu, büyümenin ise çoğu zaman acıyla geldiği anlatılıyor.
Bu bir başarı hikâyesi değil.
Bu, düşe kalka yürümeyi öğrenmiş bir insanın hikâyesi.
Annesine, ablalarına, öğrencilerine, yaşlılara, çocuklara ve hayata tutunmaya çalışan herkese yazılmış bir teşekkür mektubu aslında.
Eğer kendinizi bazen eksik, bazen yorgun, bazen de "geç kalmış" hissediyorsanız... Eğer hayatın size kolay davranmadığını biliyorsanız ama yine de umut etmekten vazgeçmediyseniz...
Bu kitapta kendinizden bir iz bulacaksınız.
Çünkü bazı hikâyeler okunmaz. Hissedilir.