Süleyman'ın kaybolmuş dedikleri sanat, aslında hiç yok olmadı. Yalnız okuyacak kulağı bekledi.
Orta Çağ'ın en esrarlı el yazmalarından biri olan Ars Notoria "İşaretlerin Sanatı" Kudüs kralı Süleyman'a atfedilir. Rivayete göre ona bu bilgi bir gece vahiy yoluyla inmiş; Süleyman, onu yorumsuz bırakılması şartıyla sonraki kuşaklara emanet etmiştir. Kitap yüzyıllar boyunca manastır kütüphanelerinde kilitli kaldı, Apollonius tarafından saygıyla anıldı, 1657'de İngiliz okültist Robert Turner tarafından Latinceden İngilizceye çevrildi ve şimdi ilk kez Türkçede bütünlüklü biçimde okuyucuya ulaşıyor.
Bu kitap bir dua kitabı değildir. Bir hafıza kitabıdır. Bir niyet kitabıdır. Bir dikkat kitabıdır.
İçinde yedi özgür sanatın dilbilgisi, mantık, hitabet, aritmetik, musiki, hendese, astronomi her biri için ayrı duaların, ayrı işaretlerin ve ayrı vakitlerin öğretisi yer alır. Hely Scernmath açılış duası, Theos Megale genel çağrısı ve her sanatın önünde tekrarlanan özel dualar, zihni dağınıklıktan toplayıp bilgiye layık kılmak için kurulmuş üç katmanlı bir sistemdir. Ayın evreleri, günlerin ayrımı, saatlerin niteliği ve işaretlerin şekli hepsi niyetin omurgasını örer.
Ars Notoria hızlı ezber vadeder ama yüzeyde kalmaz. Vadettiği şey, öğrenmenin senin kendisini değiştirmektir: hafızayı sağlamlaştırmak, dili keskinleştirmek, kavrayışı derinleştirmek, dağılmış dikkati geri çağırmak. Süleyman'ın dediği gibi "Bilmek istemen yeter, ama bilmeye layık olmak için de uğraş."
Bu kitap, kitabın kendisinden daha derinlere götürür. Kapıda kendini büyütmeyen, içeri girer.
En eski soru hâlâ aynıdır: bilgi nasıl kalıcı olur?