Halit Ünal, şiir ve öykülerini hep Almanca yazmış, Almanca yayımlamıştı.
"Türkdanış Anıları"nı bir kitapta toplamaya karar verdiğimizde -kendisi, "ben yapamam, başka birini bulalım"- diyordu, karşımıza çeviri sorunu çıkacağı açıktı.
Ne yapacaktık?
Özellikle doğduğu kasabayı anlattığı "Zara için çevirmen arıyorduk. Almanca yayımlanan öykülerinden "Klawdja'nın Yasak Aşkı"nı bu nedenle yıllar önce çevirtmiştik. Öykü çevrildiğiyle kalmış, hiçbir yerde yayımlanmamıştı.
Birkaç farklı denemeden sonra en iyi çevirmenin kendisinden başkası olamayacağını kabullenmesi hayli zaman almıştı ki menhus hastalığın ilk belirtileri ortaya çıktı. Sonra da hızla ilerledi...
"Türkdanış Anıları"nda, "Yazmaya başladığım ilk yıllarda hep şunu düşünmüşümdür" diye anlatmıştı; "kitaplarımı Türkçe yazsam, kendi torunum ya da torunumun çocukları ki, onlar da buralı olacaklar, dedelerinin yazdıklarını okuyup anlayabilecekler mi?"
Zaman, Halit Ünal'ın ne denli haklı ve uzak görüşlü olduğunu gösterdi.
Düsseldorf'a gönderilen ilk işçi kafilesinden bu yana geçen altmış dört yılda, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerindeki yurttaşlarımız arasında Türkçe bilmeyen bir kuşağın yetiştiğini bugün apaçık görüyoruz.
ALMANYA NERE ZARA NERE, Halit Ünal'ın Türkdanış görevlisi olarak yurttaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenirken karşılaştığı biribirinden ilginç olayları hikâye etmesinin yanı sıra, kurucusu ve yöneticisi olduğu "Kuzey Ren Vestfalya/KRV-Türkiyeli Yazarlar Çalışma Grubu"nun yaptığı çalışmaları anlatıyor.
Mecit Ünal
Halit Ünal'ın sözcüklerini Fakir Baykurt bir zamanlar şöyle anlatmıştı:
"Onun söz denilen çelik mermileri, kalem denilen silahı ile düşmanın yüreğine yüreğine fırlattığını göreceğiz. Gittikçe sakıncalara dalan günümüz yaşamını kurtarmaya yardım edecek."
Haklıydı, bununla birlikte onun sözlerinin okurunun kalbine ve zihnine usulca yerleşen bir yanı da vardır. Halit Ünal'ın sözü ve kalemi; insanı bulan, çözen, anlayan bir yerden gelir. Memleketine yönelttiği kırgınlık da öfkeden değil, aidiyetten ve sevgiden doğar. Sözcüklerinde bazen bir isyan, bazen adı konmamış bir hüzün, bazen de hayatı bütün çıplaklığıyla kavrayan derin bir insan sevgisi vardır.
Halit Ünal'ı 22 Aralık 2024'te Köyceğiz'in toprağına, kuşlarına, güneşine, yağmuruna, ağaçlarına emanet ettik. Anısı, sözcüklerinde ve uzun sohbetlerin sonunda "demek öyle ha!" denilen her anda yaşayacaktır.
Deniz Özturan