...Şeref, "Elvan abla hasta falan değilsiniz değil mi? Seni hiç iyi görmüyorum, ne oldu böyle?" diye sordu. "Hayır hayır hasta falan değilim Şeref'im, ama sana bir emanet getirdim!" diyebildi ağlamaklı bir sesle. Zehra da Şeref de şaşırmışlardı, acaba nasıl bir emanet? Kimden emanet? Elvan küçük çantasının içerisine titreyen elini daldırdı, beyaz ve etrafı işlemeli bir mendil çıkardı, içerisinde bir şeylerin sarılı olduğu küçük paketi Şeref'in ellerine sıkıca tutuşturdu ve Zehra'ya dönerek, "Kusuruma bakma Zehra gelinim, sende benim bir bacımsın, seni de çok sevdiğimi bilesin, birbirinize yakışıyorsunuz. Rabbim bir yastıkta kocatsın inşeallah. Olan olmuş artık ama affına da sığınarak bu emanetleri Şeref'e vermek için geldim." dedikten sonra ağlamaya başladı. Ağıt hıçkırığa dönüştü. Şeref beyaz mendili elleri titreyerek açtı. Gördükleri karşısında adeta şok oldu! Yıllardır biricik aşkı Ayşe'si için yazdığı ve kendisine verdiği şiirlerdi bunlar. Zehra da hıçkırıklara boğulurken, Şeref onları yalnız bırakmadı. Demek hiçbirini atmamıştı! Demek bohçasının en gizli yerlerinde saklamıştı emanetlerini! Buna ne denebilirdi? Hıçkırıkta Şeref en öne geçmişti.