BİR YALAN, KAÇ KUŞAĞIN DOĞRUSUNU ÇALABİLİR?
İbrahim için adalet, kalın hukuk kitaplarının arasındaki soğuk maddelerden ibaretti. Ta ki babasının geçmişinden gelen o karanlık gölge, kurduğu tertemiz hayatın üzerine düşene dek.
Bozkırın derinliklerinde saklanan bir sır, sadece bir aileyi değil, adalete olan inancı da sarsmaya hazır. Babasının mirası bir onur mu, yoksa ödenmesi imkânsız bir borç mu? İbrahim, suçun şahsi olduğunu sanırken; babaların günahlarının, evlatların en masum niyetlerine sızdığını acı bir tecrübeyle öğreniyor.
"Gerçek adalet, birini cezalandırmak değilmiş... Gerçek adalet, o zehirli mirası kurutmak ve masum bir çocuğun elinden tutup onu gölgelerden kurtarmakmış."
Gölge Babalar; vicdan ile kanun, geçmiş ile gelecek, baba ile oğul arasındaki o ince çizgide yürüyenlerin hikâyesi. Okurken kendi geçmişinizin gölgelerine bakacak, adaleti yeniden tanımlayacaksınız.
Elinizi uzatın; bozkırın ortasında bir çocuk, sizin adaletinize güveniyor.