Ninar Esber ile babası Adonis arasında gerçekleşen bu uzun konuşmalar, bir söyleşiden ziyade iki insanın birbirine yaklaşma çabasını kaydediyor. Paris'te yapılan on bölümlük bu nehir söyleşide din, şiir, aşk, cinsellik, kadınlar, savaş, sürgün, dil ve özgürlük üzerine konuşuluyor. Fakat asıl mesele, uzun süre birbirinden uzak kalmış bir baba ile kızın birbirini yeniden duymaya çalışması.
Adonis, Arap şiirinin en etkili ve en tartışmalı seslerinden biri olarak düşüncelerini alışılmış kalıpların dışında dile getirirken, Ninar Esber de ona yalnızca bir şair ya da düşünür olarak değil, bir baba olarak da yöneliyor. Sorular bazen entelektüel, bazen kırılgan, bazen de rahatsız edici ölçüde kişisel.
Ortaya çıkan metin kesin yargılar sunmuyor; aksine, cevapların içinde yeni sorular açıyor. Hafıza, inanç, aile ve kimlik gibi konularla ilerleyen bu konuşmalar, aynı zamanda iki kuşağın birbirine bakma biçimini de görünür kılıyor. Ve sessizliğin uzun sürdüğü bir ilişkide, konuşmanın kendisi başlı başına bir olaya dönüşüyor.
"Babam Adonis, yüzyılın en özgün yaratıcılarından birine derin pencereler açıyor. Şair ne kadar Ali, ne kadar ve neden Adonis öğreneceksiniz, kendi ağzından."
ENİS BATUR