Geleneksel ahşap mimarisiyle afetlere açık bir dokuya sahip olan Gerze, tarihi boyunca büyük yangınlarla sınanmış küçük bir sahil kasabasıdır. 1880 Köşk ve 1947 Un Pazarı yangınları, toplumsal hafızada derin izler bırakırken halkın günlük yaşam pratiklerine kadar işleyen ortak bir afet bilinci doğurmuştur. Ancak kentsel planlamanın hayata geçirilmesindeki gecikmeler, 13 Şubat 1956 gecesi sert lodosun da etkisiyle kasabayı tarihinin en ağır bedeliyle yüzleştirdi: 21 can kaybı, küle dönen yüzlerce konut ve bir gecede 4000'den 400'e düşen bir nüfus.
Bu çalışma, 1956 felaketini sadece fiziksel bir kentsel yıkım olarak değil; toplumsal, mekânsal ve siyasi kırılma noktalarıyla ele alıyor. Afet yönetiminin, 6-7 Eylül 1955 olaylarının ardından sarsılan siyasi meşruiyeti yeniden inşa etmek amacıyla nasıl bir araca dönüştüğünü inceliyor. Bununla birlikte, mimar Bernard Wagner'in çizdiği plan doğrultusunda, toplumsal sınıfların ihtiyaçlarına göre inşa edilen beş farklı tipteki afet konutunun yapım, kura ve sosyal adalet odaklı indirim süreçlerini titizlikle analiz ediyor. Türkiye'nin erken dönem sosyal programlı konut politikalarının mimari bir yansıması olan bu süreci tüm katmanlarıyla masaya yatırıyor.
Arşiv belgelerini, saha çalışmalarını ve sözlü tarih mülakatlarını bir araya getiren bu araştırma, yerel bir felaketin ulusal ölçekteki etkilerini belgeliyor. Gerze'nin geçmişindeki bu büyük travmayı pasif bir kabullenişle değil; anma etkinlikleri, parklar ve sokak isimleriyle kentsel kimliğin inşasında nasıl aktif bir hafızaya dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.