Gönül mana azığının pişme ve olgunlaşma mekânıdır. Aşk gözde başlar, başa düşer, gönülde pişer ve olgunlaşır. Gönül aşkla yanıp kavrulunca sözler artık şairlerin ağzından değil, gönül dilinden dökülür. Gönlün hararetiyle mananın yakıcılığı doğru orantılıdır. Gönülde hararet arttıkça gönül fırınında pişen kelimeler ağızdan dışa vurulur. Şiire dökülen bu kelimelerin muhatabını etkileme gücü mananın yakıcılığında saklıdır. Şayet bir şiirde mana pişmeden dışa vurulmuşsa yani sözler olgunlaşmadan nazma çekilmişse etkileyici olmaz. Bunun sebebi gönüldeki hararetin noksanlığındandır. Gönüldeki hararet az ise mana ve aşk, kusurlu ve noksan görünür. Çünkü gönül pişerse şair cezbeye gelir, şiir adeta kanatlanarak muhatabının kalbine ve ruhuna ulaşır.