Ailesinin onun için çizdiği konforlu Paris hayatını ve garantili geleceği elinin tersiyle itti. Henüz 17 yaşında, tek bir spor çantasıyla İspanya'nın dondurucu ve sert rüzgarlı şehri Logroño'ya adım attı. Çünkü onun elleri hassas bir cerrah olmak için değil, ayakları dünyayı yerinden oynatmak için yaratılmıştı.
Zirveye giden yolun konfordan geçmediğini biliyordu. Bu yüzden lüks daireleri reddedip, tesislerin soğuk ve spartan odalarında kalmayı seçti. Bedenini yıpratan sakatlıklara, sınırları zorlayan antrenmanlara ve İspanyol savunmacıların acımasız tekmelerine karşı her gün sahada alın teri, kan ve gözyaşı döktü.
Herkes ondan düşme hattındaki bu takımla "ortalama" bir kariyere razı olmasını isterken, onun gözü en zirvede: Şampiyonlar Ligi'nde ve Barcelona'da! Çünkü Bitter Coco çok iyi biliyor ki; korku, sadece kaybedecek bir şeyi olanlar içindir.
Bu seri, yeşil sahaların sınırlarını aşan; dökülen her damla terle, darbelerle daha da çelikleşen bir iradenin ve her engele karşı daha da bilenen yırtıcı bir ruhun hikayesidir.
İlk düdük çalmak üzere. Savaş başlıyor...