İnsan, salt biyolojik bir varlık değildir; anlam üreten, yorumlayan ve varlığı kendi zihinsel süzgecinden geçirerek yeniden kuran bir bilinçtir. Ruşenka da tam olarak bu bilincin ürünüdür: Coğrafyanın fiziksel sınırlarını aşan, zihnin derinliklerine uzanan, hafıza ve deneyimle yeniden inşa edilen canlı bir yapı...
Kalıcı olan mekân değil, karakterdir. Karakterin kararları, iç çatışmaları ve varoluş biçimleri sayfaları doldurur. Mekân ise pasif bir dekor değil; tüm bu süreçlerin gölgesi, yani psikolojik bir haritadır.
Karakterler, taşıdıkları kültürel kodların esiri olmadan ait oldukları coğrafyayı ve kültürü yeniden anlamlandırıp dönüştürürler. Bu aracılık sayesinde coğrafya yeniden yazılır.