Dostluk; aynı dili konuşmakla değil, aynı acıyı paylaşmakla başlar...
Birinin kanadı kırılmıştı, diğerinin ayağı yaralıydı. Biri gökyüzünün özgürlüğünü özlüyor, diğeri ormanın derinliklerinde hayatta kalmaya çalışıyordu. Tabiat, onları birbirinden uzak yaratmıştı; kader ise aynı mağaranın sessizliğinde buluşturdu.
İlk bakışta korku vardı, ardından merak... Sonra sessizce filizlenen güven...
Lodos ile Boran, yalnızca bir leylekle bir kurdun hikâyesini anlatmıyor. Bu roman; önyargıların dostluğa yenildiği, merhametin en güçlü cesaret olduğu ve gerçek gücün başkasının acısını hissedebilmekten geçtiği unutulmaz bir yolculuğa davet ediyor.