Osmanlı'nın görkemli ve acımasız dünyasında, kendisine çizilen kaderin içinde büyüyen bir adam, yıllar sonra geçmişinden yükselen belirsiz seslerle karşılaşmaya başlar. Unutulduğu sanılan anılar, silindiği düşünülen izler ve cevabı ertelenmiş sorular, onu yalnızca geçmişiyle değil, kendi kimliğiyle de yüzleşmeye zorlar.
Çünkü insan bazen en büyük savaşı, karşısındaki düşmanla değil, içinde taşıdığı ama adını koyamadığı boşlukla verir.
Ben kimim?
Bana öğretilen kişi mi?
Yoksa hatırlayamadığım başka biri mi?
Delibaş, Osmanlı'nın görkemli dünyasının içinde; kimlik, aidiyet ve hafızanın birbirine karıştığı bir insanın, kendisine verilen hayat ile geçmişinden geriye kalan gölgeler arasında verdiği sessiz ve sarsıcı mücadeleyi anlatıyor.
Bazı hayatlar unutulmaz. Sadece başka bir isimle yaşamaya devam eder... "Düztaban", okuru yalnızca bir hikâyeye değil, yüzleşmeye davet ediyor.