Bir şehir, bir gecede yanmaz. Önce insanlar birbirinden şüphe etmeye başlar; sonra sokaklar sessizleşir, hafıza parçalanır.
1980 yılının sıcak yazında Ankara'da işlenen bir cinayet, Anadolu'nun derinlerinde yıllardır sessizce biriken kırılganlıkları tetikler ve Çorum'da fısıltıları çığlıklara dönüştürür. Tetiğin Gölgesi, bu karanlık olayların izini süren bir gazetecinin çok katmanlı gerçeklik arayışını anlatıyor.
Tetikçinin, mahalle esnafının, öğretmenin ve bir çocuğun gözünden dinlenen hikâyeler, bir toplumun nasıl adım adım bölünmeye zorlandığını gözler önüne seriyor. İdealleriyle kandırılmış bir genç, doğrunun peşindeki bir gazeteci ve sistemin karanlık odalarında kurulan görünmez bir düzen...
Kurşunu atan görünür; kurşunu attıran görünmez. Ama en büyük gölge, ikisi arasında yürüyendir.
Bu, yalnızca geçmişin bir hikâyesi değil; hafızanın, güvenin ve insanlığın kırılganlığını anlatan, okuyucuyu kendi vicdanıyla yüzleştiren soluksuz bir yolculuk.
Kimin tetiği çektiği değil, o tetiği çektiren gölgenin peşinde...