Kutsal mekânlar yalnızca coğrafi bölgeler değil, inanç, kültür ve kolektif hafızanın kesişiminde yer alan merkezlerdir. Tarih boyunca bu mekânlar, aidiyet ve kimlik bilincinin oluşmasında, medeniyetlerin şekillenmesinde etkili olmuş ve dünya siyasetinin odağında yer almıştır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Ortadoğu'daki dengeleri etkileyen ve Filistinİsrail meselesinin kökünde yer alan bu konu, bireyin inanç dünyası ile sosyal hayatı arasında güçlü bir bağ kurmaktadır.
Bu çalışma, kutsallık olgusunu ve Kudüs'ün toplum üzerindeki dönüştürücü etkisini Yahudilik ve İslamiyet perspektifinden ele almaktadır. Antik çağdan günümüze uzanan tarihsel süreçte Kudüs'ün yalnızca bir kara parçası olmadığı, egemen devletlerin iktidar mücadelelerinde nasıl stratejik ve manevi bir rol üstlendiği ortaya konulmaktadır. Dinler tarihinde temel bir kavram olan kutsallık olgusunun birey hayatında ne kadar etkili olabileceği ve toplum hayatına nasıl yansıdığı bu coğrafya üzerinden incelenmektedir. Bölgenin teolojik, tarihsel ve sosyolojik birikimini ayrıntılı biçimde ele alan bu çalışma, Kudüs'ün anlamına uygun olarak Darüsselam, yani "esenlik yurdu" olabilmesi için sürdürülebilir barışın, ibadet özgürlüğünün ve eşit güvencenin önemini vurgulamaktadır. Eser, kutsallığın, tarihin ve siyasetin iç içe geçtiği bu kadim coğrafyayı anlamak ve bunun toplum hayatına ne ölçüde etki ettiğini görmek isteyenler için kapsamlı ve derinlikli bir çalışma sunmaktadır.