| Almanya'da 20. yüzyıl başlarında güçlü bir işçi sınıfı edebiyatı akımı gelişti. Yazmak da bir eylemdir anlayışı ile. İşçiler fotoğraf kulüpleri kurdular. İşçi tiyatroları oluştu. Bu akımın Amerikan, İngiliz, İsveç, Finlandiya, Fransa'da da güçlü örneklerine tanık olundu. Türkiye'den gelen göçmen işçilerin adı, ilkin "göçmen işçi" idi. Ama geri dönmediler, kalıcı oldular. Kalıcı oldukları gibi kendi ülkelerinin yörelerinin gerçekliklerini, destanlarını, anlatılarını da bu coğrafyaya taşıdılar, oranın gerçeklikleri ile harmanladılar. Ve bunun edebi ürünleri de oluştu zaman içinde. Bu olgunun ilk örneklerinden biri mesela Bekir Yıldız'dır. |