Akşamdan kalma soğuk ve acımış kahveyi ocaktaki ateşin ışığında eline ilk geçen bardağa doldurup balkona çıktı. Gecenin o saatinde titrek sokak lambaları ve birkaç pencere hariç etrafta başka ışık yoktu. Önüne kazulet gibi dikilmiş apartmanlar olmasa şehrin ışıklarını seyrediyor olacağını düşünüp "Bir manzaram bile yok" diye kahırla mırıldandı. Bir yazarın elektriği ve hatta yiyecek ekmeği bile olmayabilirdi ama manzarası olmayan bir yazar neyi hayal edebilir, sonunda neyi dökebilirdi ki satırlara.