Öğrenci, kırklık kadının geçmişinin sayfalarını her çevirdiğinde, farklı kelimelerle yazılmış aynı anlamda cümleler okumaktaydı. Kırklık kadının bu kadar 'aynı' kalabilmesi, öğrencinin algısına hayatının sıradan geçtiği izlenimini düşürse de genç adama göre bu aynılık asıl şundan kaynaklanıyordu: Ona göre kırklık kadın, her zaman başkalarının hayatının uzantısıydı. İçinde bulunmak istediği hayatların kıçlarına eklenivermiş sevimli ve hareketli bir köpek kuyruğuydu...
Şimdi ise, perdede, oynadığı tüm sahnelerin çıkarıldığını hayretle öğrenen bir oyuncunun gülünesi utancıyla içinde bulunduğu gala salonuna bakarken, kadın başrolün çevresini saran kahkahacı kalabalıktan kimseyi tanımadığını fark eden bir aktör gibi hissediyor kendini...