Gazzâlî'nin rahle-i tedrisinden geçip şer'i ve akli ilimlerde derinleşmiş bir talebenin, öğrenmiş olduğu sayısız malumat içerisinden hangisinin ahiretini kurtaracağını sorması ve her gün okuyup muktezasınca amel edebileceği özlü bir nasihat talep etmesi üzerine vücut bulan bu eserde ilmin kuru bir malumat yığını olmadığı, bilgiyi salih amelle taçlandırmanın ve nefsi terbiye etmenin asıl gaye olduğu vurgulanır; ihlasla Allah'a yönelmenin, gönlü malayaniden arındırmanın, idarecilerle içli dışlı olmamanın, dünyevi çıkarlar uğruna ilim tahsil etmemenin önemi üzerinde durulur.
Bu paha biçilmez risalenin en nadide tercümelerinden biri; Farsça ve Arapçaya olan vukufiyeti, mirasçısı olduğu kadim ilim geleneğine sadık şahsiyeti ve engin tasavvufi neşvesiyle nevi şahsına münhasır bir Osmanlı münevveri olan Ahmed Avni Konuk tarafından yapılmıştır. Bu meyanda elinizdeki metin, Gazzâlî'nin asırları aşmış nefhasının, yine asil bir ruh tarafından, o günün kültür dünyasına son derece titiz ve dakik bir intikali kabilinden değerlendirilmelidir. |