Evren henüz adını bulmamışken Tanrılar, varoluşa biçim vermek için kudretlerini birleştirdi. Yıldızları, zamanı, yaşamı ve ölümü yarattılar. Ardından insanlığın ruhuna işleyecek Yedi Büyük Günah'ı, yetmiş katlı kulelerin gölgesinde dünyaya mühürlediler. Fakat kusursuz sandıkları bu düzenin içine, kendilerinden habersiz bir güç çoktan ekilmişti: Sekizinci Günah...
Durelia'nın sakin topraklarında sıradan bir hayat süren Eryon Valehart, krallıktan gelen çağrıyla kendisini Hırs Kulesi'ne uzanan ölümcül bir yolculuğun içinde bulur. Her katında insan ruhunun karanlık arzularını uyandıran kule, Eryon'un içinde saklanan ve Tanrıların dahi anlamlandıramadığı kadim bir özü harekete geçirir. Artık onun attığı her adım yalnızca kendi kaderini değil, Yedi Krallık'ın ve kozmik düzenin geleceğini de değiştirecektir.
Tanrıların kurduğu denge çatırdarken, Selen'in kederinden doğan varlıklar insanlığı sınamaya başlar. Krallıklar günah kulelerinin gölgesinde birbirinden koparken; dostluklar, aşklar ve yeminler yaklaşan felaketin ağırlığı altında sınanır. Eryon ise peş peşe yaşadığı kayıplarla, içinde uyanan kudretin bir armağan mı yoksa parçalanmış kadim bir lanetin yankısı mı olduğunu keşfetmek zorundadır.
Çünkü bazı savaşlar kılıçlarla değil, insanın kendi ruhunda başlar. Bazı yaralar kapanmaz; yalnızca dağılmamak için sessizce mühürlenir. Ve bazı kaderler, Tanrıların bile kontrol edemeyeceği kadar eski bir karanlıktan doğar.
Kutsal Yedi Düşlerin Üzerindeki Küller, yaratılıştan yıkıma, Tanrıların kibirli düzeninden insan iradesinin kırılgan direncine uzanan; karanlık, görkemli ve çok katmanlı bir fantastik destan.