Annelik, tek bir kelimeye sığmayacak kadar çok katmanlı bir yolculuktur. Sevginin yanında sorumluluk, sevincin yanında kaygı, güçlülüğün yanında yorgunluk vardır. Bir anne bazen çocuğunun yüzündeki küçük bir değişikliği herkesten önce fark eder; bazen de günün ağırlığı içinde kendi yorgunluğunu fark etmekte gecikir.
Bu kitap, ebeveynliği bir kusursuzluk sınavı gibi ele almıyor. Çünkü çocukların ihtiyacı hiç hata yapmayan yetişkinler değil; güvenilir, öğrenmeye açık, sınır koyabilen ve hata yaptığında ilişkiyi onarabilen yetişkinlerdir.
Çocuk büyürken ebeveyn de büyür. Bazen çocuğun öfkesi kendi öfkemizi, onun korkusu kendi korkularımızı, onun bağımsızlaşması bizim bırakmakta zorlandığımız taraflarımızı görünür kılar. Bu yüzden ebeveynlik yalnızca çocuğu yetiştirmek değil; insanın kendisini de tanıdığı uzun bir eğitimdir.
Bu sayfalar, aile hayatını küçümsemeden, gelenekle çatışmayı hedeflemeden, fakat çocuğun güvenliğini ve gelişim ihtiyaçlarını da geri plana atmadan ortak bir dil kurmaya çalışıyor.