Her kültür geçmişten gelir. Ancak bu geçmiş, donmuş bir
zaman parçası değildir. Yüzyılların tortusu, kuşakların tekrarı ve unutuluşların iç içe geçmesiyle oluşur. Kültür, tarihin içinden ağır ağır süzülerek bugüne ulaşır; imbikten damıtılan su gibi, berraklaşa berraklaşa ilerler. Bu yüzden bir kültürü anlamak, yalnızca bugüne bakmakla mümkün değildir; onun taşıdığı zamanı da okumak gerekir. Kültürü anlamak, onun içinden geçen zamanı söküp çıkarmaktır. İnsan, içine doğduğu kültürü öğrenirken aslında kendisinden önce yaşamış olanların izlerini öğrenir.